• Atilla Kesecek

7242 SAYILI KANUN İLE GETİRİLEN İNFAZ DEĞİŞİKLİKLERİNİN UYGULAMAYA ETKİSİ


15 Nisan 2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun halk arasında her ne kadar ‘’af kanunu‘’ niteliğinde görülse de hukuki boyutu olarak infaz haricinde 11 farklı kanunda değişiklik getiren ‘’torba kanun‘’ statüsündedir. Bu yazımızda ilgili kanunun sadece infaz uygulamalarına etkilerini ele alacağız.


İnfaz alanında yapılan başlıca değişikliklerin ana sebebi dünyayı etkisi altına alan COVID-19 virüsünün hükümlü ve tutukluların sağlığı üzerindeki risklerinden kaynaklanmaktadır. Bir diğer neden olarak ise değişiklik öncesinde yaklaşık 300.000 tutuklu ve hükümlünün cezaevlerinde olduğu, kurumların sağlıklı şekilde işletilmesi için kapasite standartlarının aşılması ile infazda bir iyileştirme ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu doluluğun artış nedenlerinden biri ise 2005 yılı ve öncesinde kanunumuza göre kişiler cezalarının %40’ını infaz kurumlarında geçiriyordu. 2005 yılından sonra 2/3 oran düzenlemesi ile hükümlüler artık cezalarının %66’sını cezaevinde geçirmeye başladı. Mükerrir suçluların ise 3/4 oranla %75’ini cezaevinde geçirmekle, Bölge Adliye Mahkemeleri’nin de kurulmasıyla cezalarda kesinleşmeler hızlanarak cezaevlerinde beklenmeyen yoğunluklara neden olmuştur.


TUTUKLULAR VE HÜKÜM ÖZLÜLER BU DÜZENLEMEDEN YARARLANABİLİR Mİ?

Öncelikle bir cezanın infaz edilebilmesi için ilk şart cezanın kesinleşmiş olmasıdır. Bu kuraldan hareketle aşağıda değerlendirilecek değişikliklerden tutuklular ancak mahkum olduklarında bu hükümlerden yararlanabilirler.


Değişikliklerin içerisinde en önemli nokta koşullu salıverilme esaslarında yapılan yenilikler oldu. Diğer bir ismi ile şartlı tahliye, hükümlünün aldığı hapis cezasının belirli bir kısmına iyi halli olarak cezaevinde geçirdikten sonra kalan kısmı cezaevi dışında denetim altında infaz edilmesi durumudur. Koşullu salıverilme kararı vermeye yetkili ve görevli mahkeme, infaz işlemlerinin yapıldığı yer İnfaz Hakimliğidir. Hükümlünün bu süreçte kasıtlı yeni bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere aykırı davranması halinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.


Düzenleme öncesinde kişinin cezaevinde kalmasını gerektiren 2/3 koşullu salıverilme oranı yeni değişiklik ile 1/2 ye indirilmiştir. Mükerrir suçlular açısından 3/4 olan koşullu salıverilme oranı ise değişiklik ile 2/3 e indirilmiştir. Ancak, koşullu salıverilme oranı 2/3 den fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. Örneğin, uyuşturucu madde ticareti (md 188) suçundan mükerrir olan kişi 2/3 oran ile değil suçun niteliği gereği tabi olduğu 3/4 oran ile infazı yapılacaktır.


Kasten öldürme (md 81,82,83), cinsel suçlar (md 102/1, 104/1, 105), uyuşturucu madde ticaretinden hükümlü çocuklar (md 188), yüzün sürekli değişikliğine neden olacak yaralama (md 87/2-d), özel hayatın gizliliği alanına ilişkin suçlar (md 132-138) ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar kapsamında mahkum olanlarda bu oran 2/3 olarak uygulanacaktır. Özellikle belirtmek gerekir ki burada sayılan örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan kasıt suç işlemek için örgüt kurma veya yönetmek veya örgüt çerçevesinde bu suçların işlenmesidir (md 220). Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren örgüt suçları için 2/3 oran uygulanmayacaktır.


Mevcut durumda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar 30 yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 24 yılını cezaevinde geçirenler koşullu salıverilme kurumundan faydalanabilirler.


Uyuşturucu madde ticaretinden hükümlü yetişkinler (md 188), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (md 102/2, 103, 104/2-3), Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ise 3/4 koşullu salıverilme oranından infaz edilecektir.


BÜTÜN UYUŞTURUCU SUÇLARI KAPSAM DIŞI MI KALACAK?

Burada çok tartışılan konulardan biri değişiklik henüz tasarı halinde iken medya tarafından ‘’uyuşturucu suçlarının’’ indirim kapsamı dışında tutulacağının belirtilmesiyle halk tarafından her türlü uyuşturucu suçunun kapsam dışı kalacağı algısı oluşmuştur. Düzenlemeden görüleceği üzere sadece uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticaret suçu kapsam dışı bırakılmış olup uyuşturucu madde kullanımı suçu (md 191) indirim kapsamında kalmaktadır.


TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALAN EYLEMLER İÇİN İNDİRİM GEÇERLİ OLACAK MI?

Tartışılan bir diğer konu ise kasten öldürme suçunun değişiklik kapsamı dışında oluşuyla, kasten öldürmeye teşebbüs suçuna değişikliğin etkisidir. Doktrinde kimi yazarlar teşebbüs eyleminin neticeyi doğurmadığından dolayı indirime tabi tutulması gerektiğini, kimi yazarlar ise neticeyi doğurmasa dahi öldürme saiki ortaya çıkmış olduğundan dolayı indirim kapsamının dışında olması gerektiğini savunmuştur. Türk Ceza Kanunu’nda ‘’kasten öldürmeye teşebbüs’’ olarak ayrı bir suç maddesi düzenlenmemiştir ve yargılamalarda suçun niteliği kasten öldürme ve 35. Madde göndermesiyle teşebbüs ağırlığınca indirim yapılmaktadır. Yani kasten öldürmeye teşebbüsten hükümlü olan kişilere değişikliğin bir etkisi bulunmamaktadır.


Teşebbüs haricinde kanunda tanımlanan suçu haksız tahrik altında işleyenler, bu suçlara iştirak edenler veya azmettirenler de suçun tabi olduğu koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik sürelerine tabi olacaklardır, bu kişiler için suçun içindeki durumları değişiklik göstermeyecektir.


KİMLER KOŞULLU SALIVERİLME DÜZENLEMESİNDEN YARARLANAMAZ?

Yine 5275 sayılı Kanunumuza göre; 2. Defa tekerrür hükümleri uygulanmış ise veya Anayasal düzene karşı suçlarda, Milli Savunmaya ilişkin suçlarda, Devletin güvenliğine ilişkin suçlarda bunlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet” hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.


Kanunumuza göre adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler koşullu salıverilme infaz usulünden yararlanamaz. Adli para cezasının yanında hapis cezasına da hükmedilmiş olması halinde istisna suçlar kapsamında değilse bu hapis cezası için değişiklik kapsamları uygulanabilir.


Uygulamada en çok sorulan sorulardan biri de haklarında ceza verilip yakalama kararı çıkartılan kaçak durumundaki kişiler bu düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağıdır. Kanun düzenlemeler açısından kaçaklığın olup olmadığı ayrımına gitmemiştir, bu durumda suç tarihi 30.03.2020 den önce ise kişi ne zaman yakalanırsa veya teslim olursa bu düzenlemelerden faydalanabilecektir.


Türkiye dışında yaşayan vatandaşların ise haklarında böyle bir karar var ise ve düzenlemeden faydalanmak istiyorsa ülkeye giriş yapması zorunludur. Zira yurtdışındaki vatandaşlar için özel bir infaz rejimi veya bu cezaların affı öngörülmemiştir.


671 SAYILI KHK İLE İNDİRİMDEN YARARLANANLAR 7242 SAYILI KANUNDAN DA İNDİRİM ALABİLİR Mİ?

Öncelikle belirtelim ki hükümlünün lehine olan düzenlemenin uygulanması esas ise de 2 lehe kanunun uygulanması gibi bir durum söz konusu değildir. 2016 tarihinde 671 sayılı KHK’da bulunan suçlar kapsamından indirim alan kişiler kalan cezalarından tekrar indirim alamazlar. Bu durumda 7242 sayılı yasaya göre tekrar hesaplama yapılacak ve hükümlünün daha lehine olan bir durum var ise bu hükümlere göre uygulama yapılacaktır.


Tahliyeleri etkileyecek bir diğer önemli değişiklik denetimli serbestlik sürelerinde oldu. Koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle dışarıda infazına devam edilmesi durumudur. Kişinin cezaevinden çıkışının ilk adımıdır. Koşullu salıverilme, denetimli serbestliğin bitmesinden sonra uygulanan bir kurumdur. Hükümlünün iyi halli olup olmadığı, cezaevi idaresi tarafından hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak karar verilir. Hükümlünün hazırlanan bu rapora karşı ceza infaz hakimliğine itiraz edilebilir. Denetimli serbestlik ile adli kontrolün farkı ise; adli kontrol tutuklama yerine uygulanan bir tedbirdir, denetimli serbestlik ise hükümlü kişiler için kullanılabilecek bir kurumdur.


İyi hal kapsamının belirlenmesinde değişiklik öncesinde kişilerin kurum içinde devam eden bir disiplin cezası yok ise koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik açısından süreleri tamamladığında ‘’otomatik iyi halli’’ algısı oluşarak tahliye işlemleri yapılıyordu. 5275 sayılı Kanun 89. Maddesinde iyi halin belirlenmesi esaslarında da düzenlemeye gidildi. Artık kişiler idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç 6 ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacak. İdare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından belirlenen birer uzman kişi katılacak.


Geçici 6. Madde ile 30.03.2020 tarihinden önce işlenen suçlar açısından (istisna suçlar hariç bkz: Geçici Madde 6/1) bu 1 yıllık denetimli serbestlik süresi bir defaya mahsus 3 yıl olarak uygulanacaktır. Bu düzenlemeden yararlanması için kişinin suç tarihinin 30.03.2020 den önce olması yeterlidir, mahkumiyet hükmü daha sonra verilip kesinleşse dahi bu 3 yıllık süreden faydalanacaktır. Bu şekilde yeni infaz düzenlemesi ile 7 yıl hapis cezası alan bir kişi 1/2 infaz oranıyla 3 yıl 6 ay, 3 yıllık denetimli serbestlik kurumu ile 6 ay cezaevinde kalıp tahliye olma imkanı kazanacaktır.


BİRDEN FAZLA SUÇTAN CEZA ALINMASI HALİNDE DENETİMLİ SERBESTLİK NASIL HESAPLANIR?

Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle en çok sorulan sorulardan biri aynı hükümlünün bir suçu 3 yıllık denetim kapsamına giriyorken diğer suçunun düzenleme kapsamı dışında kalması durumudur. Bu kişilerin suçları 1/2 orandan, bu kapsama girmeyen bir suç varsa kendi oranından hesaplanarak koşullu salıverilme süresi bulunur ve daha sonra 1 yıl denetimli serbestlik hesaplanır. Yani kişinin diğer suçu değişiklik kapsamında değil ise 3 yıllık denetim süresinden yararlanamaz. (bkz: Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği md 6/3)


DİSİPLİN VEYE TAZYİK HAPSİ ALANLAR DEĞİŞİKLİKTEN YARARLANABİLİR Mİ?

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların veya ödeme taahhüdünü ihlal gibi suçlar nedeniyle verilen cezalar disiplin hapsi olarak değerlendirilmektedir. Bu tür cezalar klasik hapis cezalarından farklıdır. Bu cezalarda belirtilen yükümlülük yerine getirildiğinde veya belirlenen para kim tarafından ödendiği önem taşımaksızın yerine getirilmesiyle kişi serbest bırakılır. Bu nedenle disiplin veya tazyik hapislerinde denetimli serbestlik hükümleri uygulanmaz.


Denetimli serbestlik noktasında bir iyileştirme de 0-6 yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında bu denetim 4 yıl olarak uygulanacaktır. Çocuk hükümlüler için ise; 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği 1 gün, 3 gün; 18 yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği 1 gün, 2 gün olarak dikkate alınır.


Kanunumuzda daha önceden de bulunan özel infaz usullerinde de iyileştirmeler yapılmıştır. Değişiklik kapsamında; İnfaz hâkimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasının;

a) Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,

b) Hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri,

Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.


Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;

a) Kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam 1 yıl,

b) 70 yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam 2 yıl,

c) 75 yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam 4 yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.


Kadın hükümlüler açısından bir diğer iyileştirme ise; Doğurduğu tarihten itibaren 6 ay geçen ve toplam 3 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Bu talepte bulunulması için kadının doğumundan 1 yıl 6 ay geçmemiş olması gerekir.

Kapalı infaz kurumundan, açık ceza infaz kurumlarına geçiş için şartlarda birtakım kolaylıklar da sağlandı. Geçici madde 9/6 düzenlemesi ile; toplam hapis cezası 10 yıldan az olanlar 1 ayını, 10 yıl ve daha fazla olanlar ise 3 ayını kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olan iyi hâlli hükümlülerden ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına bir yıl veya daha az süre kalanlar, talepleri hâlinde açık ceza infaz kurumlarına gönderilebilirler.


Açık ceza infaz kurumlarında infazını sürdüren hükümlülerin belirli süreler ile kurumdan çıkışlarına izin verildiğinden dolayı ve bu kişilerin dışarıdan döndüğünde virüsü kurumun içerisine taşıyıcı konumunda olabileceğinden, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106. madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında 2 ayı geçmemek üzere 3 kez uzatılabilir. Değişiklik ile görüleceği üzere sadece açık cezaevindeki kişiler değil, açık cezaevine ayrılmaya hak kazanmış ancak yer uygunluğu dolayısıyla veya resmi işlemlerinin sürmesi nedeniyle açık kuruma geçemeyen kapalı infaz kurumundaki kişilere de izin imkanı tanınmıştır.


YENİ DÜZENLEME KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇUNDAN MAHKUM OLAN KİŞİLERİ ETKİLEYECEK Mİ?

Karşılıksız çeke ilişkin düzenleme aslında bu yazının konusu olan 7242 sayılı Kanun ile değil, 25/03/2020 tarihli 7226 sayılı Kanun ile yapılmıştır. Ancak uygulamada çokça karşılaşılan bir suç tipi olduğundan dolayı kısaca değinmekte fayda görüyorum.


Geçici Madde 49 ile; 24/3/2020 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek suçundan dolayı mahkûm olanların cezalarının infazı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla durdurulur. Hükümlü tahliye tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının 1/10 oranını alacaklıya ödemek zorundadır. Kalan kısmını 3 aylık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla 15 eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. İnfazın durdurulduğu tarihten itibaren en geç 3 ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının 1/10 unun ödenmediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Hükümlü taksitlerden birini süresi içinde ilk defa ödemediği takdirde ödemediği bu taksit, sürenin sonuna bir taksit olarak eklenir. Kalan taksitlerden birini daha ödemediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir.


Son olarak bu kapsamlı düzenleme ile ilgili içeriğin Anayasa’nın eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu ve bu konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınarak iptaline gidilebileceği yönünde görüşünü bildiren hukukçu vatandaşlarımız da vardır. Konunun yüksek mahkemenin yetkisinde olması ve bu hususta bir karar verilmeden bilinemeyeceğini belirtmekle birlikte; şahsi kanaatimce, tüm dünya ülkeleri kendi infaz rejimlerinin belirlenmesinde öngörülen kanun yapım aşamalarını işleterek farklı tip suçlar için farklı cezaları kararlaştırması mümkündür. Bu durumun çözümü bireylerin ‘’eşitlik’’ statüsünden ne anladığı ile de ilgilidir. Örneklendirmek gerekirse vücut fonksiyonlarında eksiklik bulunmayan bir hükümlü ile kolları olmayan engelli bir hükümlüyü seçenek yaptırım olarak aynı kamuya yararlı iş olan park ve bahçe düzenlemesine gönderdiğinizde adaleti sağlamış olacak mısınız?


Herkese sağlıklı günler dilerim.

STJ. AV. ATİLLA KESECEK

'' Bir insanı kaybetmek çok kolaydır. Bir söze, bir davranışa bakar. Oysa zor olan bir insanı kazanmaktır. Çaba gerektirir. Biz insan biriktiririz. ''

İstanbul, Türkiye