• Atilla Kesecek

VİRÜS NEDENİYLE İPTAL EDİLEN ETKİNLİKLERDE ÖDENEN ÜCRETLERİN AKIBETİ



Tüm dünyada etkisini gün geçtikçe hızla arttıran Covid-19 virüsüne yönelik idare, sahil şeritlerinde yürüyüşten tutun da ibadethanelere kadar toplum sağlığını en iyi şekilde korumak için tedbirlerine yenilerini eklemeye devam ediyor. Son tedbirler kapsamında yurtiçi seyahatler yaş sınırı aranmaksızın herkes için izne tabi tutulmaktadır. Hayatımızın bu denli etkilendiği bir dönemde önceden planlanan ve zorunlu erteleme/iptale tabi tutulan tatil, düğün vb. etkinlikler için yapılan ödemelerin akıbetini ele alacağız.


Öncelikle bu ödemelerin hukuki nitelendirilmesine baktığımızda Türk Borçlar Kanunu Md. 177-178 de yer alan düzenlemelere tabi olduğunu görmekteyiz. 177. Maddeye göre bağlanma parası; Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür. Bağlanma parasının amacı, bir sözleşmenin kurulduğuna delil olması için bir tarafın diğer tarafa verdiği paradır (eski adı pey akçesi). Kanunda her ne kadar para ibaresi geçse de öğretide bazı yazarlar tarafından bunun taşınır bir mal olarak da verilebilmesi kabul edilmektedir. Bağlanma parasının sözleşmenin kurulduğuna delil teşkil etmesinin yanında esas alacaktan düşülmesi yönüyle de bir kısmi ifa niteliği taşımaktadır.


Tarafların ödediği miktar nedeniyle kendini ifaya zorunlu görmesi de ahde vefa ilkesine hizmet eder. Bu yönüyle sözleşmenin ifasını kolaylaştırırken bir teminat yönünün olması yanı sıra, taşınır/taşınmaz rehini veya kefalette olduğu gibi 3. Bir kimseye ihtiyaç yoktur. Herhangi bir şekle tabi olmayıp paranın verilmesi bağlanma için yeterlidir. Bunun yanında sözleşmenin kurulması sırasında peşin olarak ödenmesinden dolayı bu yönüyle ceza koşulundan ve dönme cezasından ayrılmaktadır.


Hükme göre verilen paranın bağlanma parası olduğu karine olarak kabul edildiğinden dolayı bunun aksini iddia eden kimse ispatla mükellef olacaktır. Bölgesel olarak örf ve adetlerin değiştiği göz önüne alınarak kanun koyucu bağlanma parasının mahsup edilip edilmeyeceğini aksi ispat edilebilen adi bir karine hükmüne bağlamıştır.


Günümüzde en çok karşılaştığımız durum virüs nedeniyle idarenin tedbirleri çerçevesinde ifanın imkansızlaşması veya öngörülemeyen bir süreyle ertelenmesi olmaktadır. Sözleşmenin feshi veya dönme durumlarında bağlanma parasını alan tarafın parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerekecektir. Zira sözleşmenin sona ermesinde karşı tarafın bir kusuru olmayıp, bağlanma parası fer’i (yan) hak niteliği taşıdığından dolayı bağlı olduğu sözleşme geçerli değil ise bağlanma parası da geçerli değildir. Yerel adetlere göre bağlanma parasının asıl miktardan mahsup edilip edilmeyeceği önem arz etmemekte, her iki durumda da bu bağlanma parasının iadesi gerekmektedir.


Türk Borçlar Kanunu 178. Maddeye göre cayma parası ise; Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir. Öğretide ‘’pişmanlık akçesi’’, halk arasında ‘’kapora’’ olarak bilinen cayma parası sözleşmeden serbestçe dönülmesi sonucu karşı tarafta kalan parayı ifade etmektedir. Yani sözleşmeden keyfi bir şekilde dönme serbestisi her iki tarafa da tanımaktadır. Bu para karşı tarafa verilebileceği gibi 3. Bir kişiye de verilebilir veya 3. Kişi nezdinde bloke edilebilir. Yine bağlanma parasında olduğu gibi amaç sözleşmeye bağlılığı güçlendirmektedir. Taraflara verdiği paranın yanmasından ise sözleşmeyi ifa etme yönüne sevk etmektedir. Ancak kişiye her zaman keyfi olarak dönme hakkını da tanıdığından bağlılığın zayıflamasında da etkili olabilir.


Geçerli olması için herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Asıl sözleşme bir şekil şartına tabi ise cayma parasına ilişkin anlaşmanın da aynı şekle tabi olarak yapılması gerekir. Süre bakımından değerlendirildiğinde, cayma hakkı en geç sözleşmeden doğan asli edim ifa edilinceye kadar kullanılabilir. Edim ifa edilmiş ise bu hak ortadan kalkmış demektir.


Cayma parası da bağlanma parası gibi bir fer’i (yan) borçtur. Sözleşmenin geçersizliği ile birlikte artık cayma parasının da geçerliliğinden söz edilemez. Edim artık imkansız hale gelmişse cayma parası edimin yerine geçmez. Bu durumda da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerekecektir.


Bağlanma parasında olduğu gibi cayma parasının asıl bedelden mahsup edilip edilmeyeceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda kıyasen uygulanabilir hükümler araştırıldığında bağlanma parasında olan düzenleme buraya da kıyasen uygulanacak ve neticede cayma parası da asıl bedelden mahsup edilecektir.


Tüm değerlendirmeler kapsamında görüleceği üzere günlük yaşamın hemen hemen her alanında kullanılan kaporaların günümüzde iptal edilen veya süre belirtilmeden ertelenen tatil, düğün, kına, konser, spor müsabakaları vb. alanlarda sözleşmeden dönme veya fesih durumunda kaporanın kesinti yapılmadan geri ödenmesi gerekmektedir.


Birlik olmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda gerek bu parayı alan vatandaşlarımızın, gerekse de parayı veren tarafın ortak iradede çözüme gitmeleri en isabetli seçenek olacaktır. Herkese sağlıklı günler dilerim.


STJ.AV. ATİLLA KESECEK




KAYNAKÇA : Prof. Dr. M.Kemal OĞUZMAN, Prof. Dr. M.Turgut ÖZ – Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt no: 2 2016


Arş. Gör. Burcu YAĞCIOĞLU- Bağlanma Parası, Cayma Parası, Bunların Ceza Koşuluyla Benzerlikleri Ve Farkları

'' Bir insanı kaybetmek çok kolaydır. Bir söze, bir davranışa bakar. Oysa zor olan bir insanı kazanmaktır. Çaba gerektirir. Biz insan biriktiririz. ''

İstanbul, Türkiye