• Atilla Kesecek

NAFAKA TÜRLERİ VE SÜRESİZ NAFAKA TARTIŞMASI



Nafaka, Arapça kökenli bir kelime olup anlam olarak yemek, içmek, geçinmek için gerekli olan şeylerin tümü demektir. Hukuki terim olarak ise, bir kimsenin geçindirmekle, bakıp gözetmekle yükümlü bulunduğu kimseye ya da kimselere, mahkeme kararıyla verdiği aylık. Hukukumuzda 4 çeşit nafaka bulunmaktadır. Yoksulluk nafakası, yardım nafakası, iştirak nafakası ve tedbir nafakası. Bu yazımızda sadece evlilik birliği ile ilgili olanları ele alarak yardım nafakasını incelemeyeceğiz.


YOKSULLUK NAFAKASI


Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.


Yoksulluk nafakası bu yönüyle evlilik birliği içinde karşılıklı ödevlerin devam ettirilmesi niteliğindedir. Toplumsal algının aksine nafaka bir ceza niteliği taşımaz. Böyle bir durum olsa idi nafaka yükümlüsü kişinin kusurunun aranması ve kusuru oranında nafakaya hükmedilmesi gerekirdi. Kusur aranmaması yönü ile de maddi/manevi tazminattan ayrılmaktadır. Bu nafakaya karar verilebilmesi için belli başlı şartlar aranmaktadır;


a) Taraflardan birinin istemde bulunması


b) İstemde bulunan tarafın kusurunun daha ağır olmaması


c) İstemde bulunan tarafın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme tehlikesinin olması


d) Nafakanın diğer tarafın mali gücü ile orantılı olması


Sosyal hayatın içinde nafaka alan taraf çoğunlukla eski kadın eş olduğundan dolayı nafakanın sadece kadın taraf lehine hükmedilebileceği gibi bir algı oluşmaktadır. Eski Medeni Kanun’da kadın tarafın nafaka talep edebilmesi için erkeğin refah içinde olması şartı aranmazken erkek tarafın nafaka talep edebilmesi için kadının refah içinde olması şartı bulunmaktaydı. Yeni kanunda bu ibareye yer verilmeyerek gerek erkek gerek kadın tarafın refah içinde olup olmadığına bakılmaksızın yoksulluğa düşecek diğer tarafa nafaka ödeme yükümlülüğü getirilmiştir.


Yoksulluğa düşecek olmanın tespitinde her somut olaya ve kişilerin ekonomik durumlarına göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2018/6836 K: 2019/7645 sayılı kararında ‘’eski eş işinden kendisinin istifa ettiğini beyan etmiştir. İşinden kendi isteği ile ayrılan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. O halde, davacı kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru olmamıştır. ‘’ Yine Anayasa Mahkemesi 07/11/2019, İbrahim Acar, B. No: 2016/3140 ‘’ Yeterli Araştırma Yapılmadan Başvurucunun İddia Ettiği Gelirinden Daha Yüksek Miktarda Nafakaya Hükmedilmesi Nedeniyle Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkının İhlal Edildiği’’ kararını vermiştir.


Yoksulluk nafakası boşanma davası ile birlikte talep edilebileceği gibi boşanmanın kesinleşmesinden sonra 1 yıl içinde ayrı bir dava ile de talep edilebilir. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (md 177-178).


Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir (md 176). Uygulamada mahkemeler büyük bir çoğunlukla irat biçiminde ödenmesine karar vermektedir. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Bu düzenleme ile hem nafaka alacaklısının her sene dava açma zahmetinin önüne geçilmiş hem de mahkemelerin zaten oldukça ağır olan iş yükünün daha da artması bir nebze de olsa önlenmiştir.


İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır (md 176). Nafakanın kaldırılması sebepleri makul olmakla birlikte ispat açısından uygulamada ciddi zorlukları beraberinde getirmektedir. Burada ispat yükü nafaka borçlusu olan tarafa ait olup her türlü hukuka uygun delille bunu ispatlayabilir.


Uygulamada en çok çıkan tartışmalar nafakanın süre sınırı olmamasından kaynaklanmaktadır. Daha önce mecliste ilgili bakanlıkların çalışma yaptığı bilinmekle birlikte şu an için yürürlüğe giren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi, nafakanın süresiz olması niteliğinin Anayasa’nın 2., 10. Ve 41. Maddelerine aykırılık taşıdığı iddiasıyla Anayasa Makhemesi’ne başvurmuş ancak mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede Anayasa’ya herhangi bir aykırılık bulunmamıştır (E: 2011/136 K: 2012/72 R.G: 26/06/2012-28335). Şahsi kanaatimce; evlilik birliğinden sonra devam ettirilen yükümlülük bir bakım müessesi gibi işletilmemeli, kişilerin evlilik süresi ve ekonomik güçleri oranında bir sınıra bağlanmalıdır.


TEDBİR NAFAKASI


Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır (md 169).


Boşanma davasının açılmış olması karı kocanın birbirlerine karşı yükümlülüklerinin sona erdiği anlamına gelmemektedir. Dava devam ettiği sürece bir eşin diğerine ödeyeceği nafakaya uygulamada ‘’tedbir nafakası’’ denmektedir. Bu nafaka türü boşanma davasının açıldığı tarihten başlayıp, hükmün kesinleştiği tarihe kadar işler ve taraf talebi olmasa dahi hakim tarafından re’sen hükmedilebilir. Yargıtay HGK E: 2017/2-1891 sayılı kararında ‘’ Boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir.’’


Koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır (md 200).


İŞTİRAK NAFAKASI


İştirak, Arapça kökenli bir kelime olup paydaşlık, ortaklık ve birlikte olma anlamına gelmektedir. Boşanmayla çocuğun eşlerden birinin yanında kalması diğer eşin velayet hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (md 182).


İştirak nafakası ergin olmayan çocuk için tarafların talebi aranmaksızın hükmedilen nafaka türüdür. Çocuğun reşit olması ile birlikte iştirak nafakası mahkeme kararına gerek olmaksızın kendiliğinden kalkar. Ancak buna rağmen eğitiminin devam ettiği hallerde nafaka yükümlülüğü de devam edecektir.


Evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğa bakan taraf da diğer taraftan iştirak nafakası talep edebilir. Tazminata ilişkin bir talep var ise resmi bir evlilik olmadığından dolayı burada Aile Mahkemesi değil, genel hukuk mahkemeleri görevli olacaktır (Yargıtay HGK E: 2006/2-558 K: 2006/568).


Anayasa Mahkemesi’nin imam nikahlı birliktelikten olan çocuklar ve kadın eşin yoksulluk nafakası talebini, süresiz yoksulluk nafakasının kanundaki şartlarından resmi nikahlı birliktelikler için olduğu gerekçesiyle reddetmiş ve bu karar medyanın yetersiz hukuk bilgisiyle bu çocuklar için hiç nafaka alınamayacağı gibi lanse edilmiştir. Karar metni dikkatli incelendiğinde Anayasa Mahkemesi imam nikahlı birliktelikten doğan çocuklar için Türk Medeni Kanunu 327. ve devamı maddelerine dayanarak nafaka talep edebileceği ancak bunun yanında yoksulluk nafakası aile hükümlerini içerdiğinden bu türü talep edemeyeceğini belirtmiştir (AYM B.N: 2014/5783 K: 20/12/2017).



STJ. AV. ATİLLA KESECEK


Kaynak: Prof. Dr. Turgut AKINTÜRK, Yard. Doç. Dr. Derya ATEŞ – Aile Hukuku Beta Yayınları Cilt No: 2

'' Bir insanı kaybetmek çok kolaydır. Bir söze, bir davranışa bakar. Oysa zor olan bir insanı kazanmaktır. Çaba gerektirir. Biz insan biriktiririz. ''

İstanbul, Türkiye